🎥Özel’den Onursal Adıgüzel tepkisi: “Bir gün bunun da iddianamesi olacak, gün gelecek hepsi teker teker bunun hesabını verecek”

Gözaltına alınan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e destek olmak için düzenlenen mitingde konuşan CHP lideri Özgür Özel, Adıgüzel’in evinin gece yarısı hukuksuz arandığını belirterek İçişleri Bakanı’na tepki gösterdi. Gözaltı sonrası bazı televizyon kanallarında atılan iftiralara da değinen Özel, “Bir gün bunun da iddianamesi olacak, gün gelecek hepsi teker teker bunun hesabını verecek” dedi. Özel, Erdoğan’a seslenerek ‘ara seçim’ çağrısını yineledi.

CHP’li belediyelere yönelik Ekim 2024’te Esenyurt Belediyesi ile başlayan operasyonlar zincirinin son halkası Ataşehir oldu.

Geçtiğimiz gün gece yarısı düzenlenen operasyonda Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile birlikte bazı belediye bürokratları gözaltına alındı.

Gözaltı süreci devam ederken CHP, Onursal Adıgüzel için belediye binası önünde miting düzenledi.

İMAMOĞLU: ÖYLE BİR BATAKLIĞA SAPLANDILAR Kİ…

Yoğun katılımın olduğu mitingde CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okudu.

İmamoğlu’nun mesajında öne çıkanlar özetle şöyle:

“Biz mertçe direndikçe, onlar namertçe yollara daha çok sapıyorlar. Biz, Silivri mahkemesinde yalanlarını ve iftiralarını yüzlerine vurdukça, onlar yeni kumpasların peşinde koşuyorlar. Yalanlarını daha büyük yalanlarla örtmeye uğraşıyorlar. Milletten kaçıyor, yalanlara sarılıyorlar.

Öyle bir bataklığa saplandılar ki; iftiralarını ve yalanlarını büyüttükçe, milletin gözünde küçülüyorlar.

Ülkemize dayattıkları bu adaletsiz ve çürümüş düzeni değiştireceğiz. Her birimizi hapsetseniz, dışarıda tek bir Cumhuriyet Halk Partili kalmasa bile başaracağız.

Elbette kazanacağız. Sandık kurulacak, millet mührü vuracak. Onlar kaybedecek, milyonlar kazanacak. Her şey çok güzel olacak!”

ÖZEL: AKLINIZI BAŞINIZA TOPLAYIN

İmamoğlu’nun mektubunun okunmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına “Selam olsun iradesine sahip çıkanlara, seçtiği belediye başkanına sahip çıkanlara” ifadeleriyle başlayan Özel, İstiklal Marşı’nda yer alan “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım” dizelerini seslendirdi.

Özel şunları söyledi:

“İki ayrı güçlü ses birbirini beklesin, birbirini takip etsin. Önce bize bu haksızlıkları yapan, Ekrem Başkan’ın 32 yıllık diplomasını yok sayan, onun adaylığını engellemeye çalışana meydanın burası sesleniyordu. Kim yapıyordu bu kötülükleri? Diplomasız Erdoğan!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmalarından satır başları şu şekilde:

“Ataşehir’de bütün imkansızlıklara rağmen hem belediyecilikte önemli işler yapan hem de Ataşehir’le birlikte adına uygun Atanın şehrinde çalışan, topluma önderlik eden, sokaktan ayrılmayan, yanınızdan ayrılmayan bir belediye başkanı olarak sizin gönlünüze taht kurmuş bir kardeşimiz.

İki yıldır Ataşehir’de gece gündüz çalışıyor ve şimdi 19 Mart darbecilerinin Anadolu yakasındaki yeni hedefi Onursal Adıgüzel. Biraz önce Emniyet Müdürlüğü’nde sorulan sorular, verilen cevaplar avukatları tarafından alındı.

Buradan ilan ediyorum, buradan söylüyorum: Onursal Adıgüzel’e ne bir ses kaydı -ki olsa ne yazar, İstanbul’da herkesin her yerde vız verdiğini ispatladı avukatlar- ama ne bir ses kaydı, ne teknik takip, ne dinleme, ne ‘Onursal Adıgüzel şunu yaptı, şunu aldı, şunu sattı’ diye bir söz…

Hiçbir şey yok! Öyle olunca, yani soru soramayacak durumdalar Onursal’a. Soru soramayacaklar, diyorlar ki: ‘Bir suç örgütü var, başında Onursal Adıgüzel var.’ O yüzden onunla bir bağlantı, bir ilinti, bir isnat, bir şüphe bulamayacağım, onun için bu işi ‘örgüt’ diye tanımlayacağım ve Onursal’ı ne varsa ne yoksa her şeyden sorumlu tutacağım. İşte, işte bu durum suçüstü halidir!

Onursal’a yöneltilen bir suçlama yok. Yarın buna geçmişe dönük yaparlar. Yapılan iş çok kötü bir yolu açmaktır. 23 yıllık iktidarın sonunda bu yolu açıp da giderse birileri, bu yoldan kim geçer geriye kim kalır, hesap edemezsiniz. Onun için aklınızı başınıza toplayın. Kul hakkına girmeyin.

Bu kumpasın parçası olmayın. Karıncanın kardeşi var, o da Ataşehirlilerdir. 

Yargı mensuplarına sesleniyorum. Adalet katilliği yapanlara, oraya çöken akbabalara sesleniyorum. Halk da Allah da sizden hesap soracak!

“İki yıldır Ataşehir’de gece gündüz çalışıyor ve şimdi 19 Mart darbecilerinin Anadolu yakasındaki yeni hedefi Onursal Adıgüzel. Biraz önce Emniyet Müdürlüğü’nde sorulan sorular, verilen cevaplar avukatları tarafından alındı” ifadelerini kullanan CHP Genel Başkanı şöyle devam etti:

“Buradan ilan ediyorum, buradan söylüyorum: Onursal Adıgüzel’e ne bir ses kaydı -ki olsa ne yazar, İstanbul’da herkesin her yerde vız verdiğini ispatladı avukatlar- ama ne bir ses kaydı, ne teknik takip, ne dinleme, ne ‘Onursal Adıgüzel şunu yaptı, şunu aldı, şunu sattı’ diye bir söz… Hiçbir şey yok! Öyle olunca, yani soru soramayacak durumdalar Onursal’a. Soru soramayacaklar, diyorlar ki: ‘Bir suç örgütü var, başında Onursal Adıgüzel var.’ O yüzden onunla bir bağlantı, bir ilinti, bir isnat, bir şüphe bulamayacağım, onun için bu işi ‘örgüt’ diye tanımlayacağım ve Onursal’ı ne varsa ne yoksa her şeyden sorumlu tutacağım. İşte, işte bu durum suçüstü halidir!”

AKP’li belediyelerde yaşanan yolsuzluklara ilişkin iddiaları ve eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek hakkındaki iddiaları ve belediyeye ait konutu terk etmemesini hatırlatan Özel, “Onursal’ın evine gece 1’de gittiniz. Hangi AK Partiliyi polisle, jandarmayla evden aldınız? Hangi AK Partiliyi nezarete koydunuz, hangisini savcıya çıkarıp hakkında tutuklama kararı verdiniz?” diye sordu. Özel şöyle devam etti: “İddiaların ciddiyeti CHP’ye söylenenlerin 2 katı kadar. 

Ama yapılan işlem yüzde 1’i bile değil. Bizim arkadaşlarımıza işlemediği suçtan, gizli tanıkla ya da iftiracıyla bir şey söyleyip tek bir kanıt bile bulamayanlar, İBB’nin AK Parti döneminden 52 tane iddiayı verin biz inceleyeceğiz diyip delillerin üstüne oturanlardır. Ankara Büyükşehir’deki 90’dan fazla Melih Gökçek dosyasını alıp karartanlardır. 

Bu memlekette Ankara’yı parsel parsel sattığını partisini kuranlar söylerken, Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyeleri söylerken, AK Parti’nin aksaçlılar divanında oturanlar söylerken belediyenin makam arabasını zimmetine geçiren Melih Gökçek, belediyenin konutunu vermemek için yıllarca direnen, hiçbir kuruşun hesabını vermeyenler orada dururken tertemiz, gencecik arkadaşlarımıza bunları yapanlara bir kez daha hatırlatıyoruz. Adalet Bakanlığı bir partinin yargı kolları başkanlığı değildir. 

Siz Onursal Adıgüzel hakkında, canlı yayınlardaki 5 gazeteciye aynı anda Onursal hakkında yalan ifadeler yolladınız. Kayıtlar elimde. Eninde sonunda o gazeteciler, o yalan bilgiyi orada burada aynı anda nasıl konuştular, bu bilgi Adalet Bakanlığı’ndan nasıl servis edildi bunun da bir gün iddianamesi olacak. 

Ertesi gün iktidara yakın gazeteler nasıl aynı manşetle çıktı bir gün bunun da iddianamesi olacak. Haysiyet cellatlarına, vicdansızlara, o paçavralara iftiraları eş zamanlı yazdıranlara meydan okuyorum. Gün gelecek bunu teker teker hesabını soracak, bu alçaklığı fitil fitil burnunuzdan getireceğim.”

 CHP lideri Özel, mitingde yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Her gün millete sesleniyorum. Hatırlayın, nasıl Onursal için daha üç gece önce ‘7 milyon dolarlık rüşvetin kanıtı çıktı’ deyip bugün Onursal’a ‘Öyle bir şey yok, sana soracak sorumuz yok ama madem ki belediyenin başısın, bu örgütün de başısın. Bir örgüt var, onun başısın. Sen kurmuşsun, sen yatacaksın’ diye icat çıkaranlar… Milletimiz unutmasın. Bir yıl önce bunlar Ekrem İmamoğlu’na ‘560 milyar dolar’ diyorlardı. 560 kuruş bulamadılar. O yüzden bugün televizyonlarda söylenip de Onursal’a sorulamayanlar da bir yıl önce her arkadaşımıza atılıp ispatlanmayan iddianameye bile konulamayanlar da aynı şeylerdir. Bunların hepsi birilerinin önünü kesme, seçimde yenemeyeceklerini yargı eliyle katletme girişimidir.

Daha bugün Silivri’de Beşiktaş davasında 10 kişi birden attığı iftiradan vazgeçti. ‘Yalan söyledim’ dedi. ‘Zorla söyledim’ dedi. Bugün oradaki hakim bile ‘Bunu nasıl yaparsın, bu ifadenle belki birileri tutuklandı’ diye kafa tuttu. Görünen o ki o iftiracının çekilmesinden, söylediklerinden o da rahatsız oldu. Yaşanan sürecin tamamı siyasidir. Tamamı kumpastır. Yaşanan sürecin tamamı; Erdoğan’ı iktidarda tutmak, rakiplerini elemek, CHP’nin iktidar yolculuğunu durdurmak içindir. Ama kimse şunu unutmasın: Buradaki yolculuk şahısların değildir. Burada Ekrem’i Cumhurbaşkanı yapmak, bir başkasını bakan yapmak, sonra orayı burayı yandaşlarla donatmak niyetinde olan bir parti değil; 100 yıl önce olduğu gibi bugün de işgali sonlandırmak, zulmü bitirmek, yoksulluğu bitirmek, ülkeyi ayağa kaldırmak isteyen Cumhuriyet Halk Partisi vardır.

Bugün buradan, güya geçmişte CHP’li olup sonra parayla satın alınıp yandaş kanallardan her fırsatta arkadaşlarımıza haysiyet cellatlığı, her fırsatta her yalanı yaymaya uğraşanlar; bugün de başka bir iftirayla yalanla, güya benimle sizinle Onursal’ın arasına nifak sokacaklar. Geçenlerde İspanya’ya gittik. Pedro Sanchez’le birlikte dünyanın bütün demokratlarını mücadeleye davet için. O gün vardık, Zülfü Livaneli’nin değerli eşi ameliyat olmuştu. Zor bir ameliyat geçirmişti. Kendisine otele dahi yerleşmeden geçmiş olsun ziyareti için gittik. Yazmışlar ‘Yemeğe gittiler bilmem ne.’ Geçmiş olsun ziyaretine gittik. Onursal’ın gözaltına alındığını öğrenmekten 14 saat önce. Diyorlar ki ‘Efendim Onursal gözaltındaydı, bunlar yemeğe gittiler. Birlikte fotoğraf çektirdiler.’ Aha da buradan söylüyorum. Onursal’la aramıza, bizim birbirimizin mücadelesine sahip çıkışımıza yan gözle bakmak, o eksik akılla kılçık atmak, bu hadsizliklerin hiçbirini unutmayacağım. Bu sefer de asla affetmeyeceğim.

‘METANYAHU VE TRUMP’ TEPKİSİ

Hafta sonu herkes sevdikleriyle beraberdi. Ben dostum Pedro Sanchez’le Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva’yla, Alman Sosyal Demokratların Başkanı Lars Klingbeil’le, dünyadaki bütün ilerici güçlerin liderleriyle birlikte İspanya’daydım. Erdoğan da dostu Trump’ın, dostunun dostu senin dostundur, dostu Netanyahu’nun… Tabii Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapacak, Trump en yakını olacak, her desteği ondan alacak. Trump Netanyahu’ya ‘savaş kahramanım’ diyor, ‘savaş kahramanım.’ O savaşta 71 bin Filistinli bebek öldü, kadın öldü, çocuk öldü. Katil Netanyahu’ya ‘kahramanım’ diyen Trump’ı al başına çal Erdoğan, al başına çal. Filistinli 71 bin çocuğun, bebeğin, kadının katili İsrailli Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ diyen Trump, Erdoğan’a hayırlı olsun. Hayrını görsün, tepe tepe kullansın. İkisinin de miadı doluyor. Herkes tarafını bilecek. Kimse enseyi karartmasın. Kıbrıs seçimleri oldu, dedik ki ‘Kıbrıs, Kıbrıslılarındır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kendi kararını verir.’ ‘Hayır, olmaz’ dediler. ‘Taraf olacağız’ dediler, taraf tuttular. Kıbrıslıya istikamet çizmeye kalktılar, yüzde 65’le cevaplarını aldılar. Brezilya’da rakibini hapse atan Bolsonaro nasıl yenildiyse Ekrem Başkan’ı hapse atanlar da öyle yenilecek. Yetmez. ‘Dostum Orban, canım Orban, aman Orban…’ Macaristan’ın diktatörüne, hukuk tanımazına, OHAL ilan edip meclisi yok sayanına ‘kardeşim’ diyen Erdoğan… Ne oldu Orban? Yüzde 65 aşağı. Aynı olacak sonunuz, aynı olacak. Ara seçim talebini, erken seçim talebini, emekliye ara zammı konuştuk. Ama durmadılar, yılmadılar, geldiler CHP’nin evladına saldırdılar. İşte o zaman madem senin hesabın oradaysa, meydan da buradadır. Hodri meydan.

Bu yıl bitmeden Trump da seçime girecek. Şu anki anketlerde yüzde 30’a geriledi. Bin beter olacak ve Trump’tan meşruiyet bekleyenler, o çok güvendikleri Trump’ın ne hale geldiğini görecekler. Bugün bütün dünyada saflar netleşmektedir. Bir tarafta otokratlar, bir tarafta demokratlar durmaktadır. Otokratlar yavaş yavaş ve teker teker yıkılmakta, demokratlar kazanmaktadır. Buradan müjdeleriz ki Türkiye’nin aslan sosyal demokratları kazanacak. Muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları, Türkiye’nin bütün demokratları kol kola girecek, omuz omuza verecek ve başımızdaki otokrat artık gidecek. Biz kazanacağız, millet kazanacak. Biliyorsunuz ki bu Trump’ın bir takımı var. ‘Trump Team’ diyorlar. İçinde türlü türlü manyak var. Bunlardan biri Harold Ham. Ona sordular, ‘Türkiye’de olanlara ne diyorsun?’ diye. Diyor ki hadsiz ‘Üçüncü dünya ülkeleri böyledir. Rakibini hapse tıkarsın, ondan kurtulursun, yoluna bakarsın. Erdoğan da öyle yaptı. Rakibini içeri tıktı, önüne bakıyor.’ Bu Trump’ın sol kolu.

Trump’ın sağ kolu başımıza bela oldu. Türkiye’ye büyükelçi diye yolladılar; Tom Barrack’ı. Her konuştuğu bir saçmalık, her konuştuğu bir hadsizlik. En son hafta sonu Antalya’da Demokrasi Forumu’nda Atatürk’ün ‘Dünyanın en güzel şehri’ dediği Antalya’da oturmuş, bacak bacak üstüne atmış, küstah küstah konuşuyor. Diyor ki ‘Buralarda…’ ‘Buralar’ dediği Orta Doğu, Türkiye’yi de içine koyuyor. ‘Buralarda demokrasi işlemiyor. Buralarda meşrutiyet yönetimi lazım. Yumuşak monarşiler lazım. Biz ‘demokrasi’ dedik, olmadı. Buralara güçlü liderler, tek adamlar lazım’ diyor. Gelmiş Amerika’nın Türkiye’deki temsilcisi, monarşiden, tek adamdan; Türkiye’yi Meclis’e, Cumhuriyet’e taşımış Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketinde monarşiden bahsediyor. Tom Barrack’a şunu söylüyorum. İster Amerika’nın büyükelçisi ol, ne olursan ol. Ben hangi koltukta oturduğumu, biz kimin partisinde ve kimin ülkesinde olduğumuzu biliyoruz. Her seferinde yaptık, yine yapacağız. Senin gibi bütün emperyalistlerin alnını karşılayacağız.

‘ARKAMDA KAHRAMAN MİLLET VAR’

Buna bir kelime söylemedikleri için o bir büyüğünü söylüyor. Her dediğine sustukları için bir tane daha söylüyor. Güya bunların verdiği meşruiyetle iktidarda kalacak, Amerika’nın desteğiyle bizi yenecek, arkadaşları hapiste tutacak, iktidarını sürdürecek. Buradan açıkça Erdoğan’a da Tom Barrack’a da Trump’a da Amerika’nın bugünkü yönetimine de meydan okuyoruz. Hepinizi birlikte yeneceğiz. Yedi cihan bir araya geldi, bu milleti yenemedi. Bir kez daha Trump’sa Trump, Barrack’sa Barrack, kim gelirse gelsin hepsini birden tarihe gömeceğiz. Erdoğan, sana soruyorum. Senin arkanda kim var? Trump mı var, Tom Barrack mı var? Bak, benim arkamda kim var? Benim arkamda bu kahraman millet var. Bu vakitten sonra deli Trump’ın küstah elçisi, Türkiye’de istenmeyen kişidir. Gitsin memleketine. Defolsun, gitsin memleketine. Efendim bize diyorlar ki ‘Aman ha Amerika Büyükelçisi’ne çok laf etmeyin. Trump’a çok laf etmeyin. Onlar karşımızda olursa kazanamazsınız.’ Vallahi onlar karşıdayken, seccadeyi serip altıncı filoya namaz kılanları da gördük. Kusura bakmayın biz onları denize dökenleriz. Bundan sonra Amerika’ya, Trump’a güvenen ve dünyanın diğer diktatörlerine özenenler bir şeyi bilsinler ki alayınızı birden yenmek için sadece bir tek şeye ihtiyaç vardır. Seçimin gelmesine, bu milletin elinden sizi hiçbiri kurtaramaz.

‘ARA SEÇİM İSTİYORUZ’

Türkiye bir fetret döneminin içindedir. Bir ara dönemdedir. Bu ülke ne zaman sıkışsa çareyi bulmuştur. Her sıkıştığında sandık bir nefes olmuştur. Erdoğan iki yıl daha bekleyerek Türkiye’yi iki yıl daha borçlandırabilir. İki yıl daha enflasyonu azdırabilir, işsizliği artırabilir. Bunun için bir an önce seçim sandığını getirmesi bütün zorlukların çözümüdür. Bu sandıktan kaçtığı için anayasa zoruyla bir sandığı kurması için ara seçim talebimizi dile getirdik. Sağ olsunlar, 12 muhalefet partisinden eksiksiz, firesiz destek aldık. Şimdi o ara seçim için, buradaki alkış bana değil Türkiye’deki birleşik muhalefetedir. Bunun için içinde olduğumuz, üstünde durduğumuz İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da Kastamonu’da da Adıyaman’da da Kırıkkale’de de ve Kocaeli’nde de bir an önce erken seçim, ara seçim sandığını istiyoruz. Bakın yedi bölgenin yedisinde de son seçimde AK Parti birinciyken, bugün birinci bölgede tam 12 puan gerimizdedir. Tam 12 puan. Cesareti varsa kaçmasın, son sözü millet söylesin. Biz onu ara seçim sandığına, sadece 3 yıl önce tamamında birinci olduğu yedi seçim bölgesinde karşımıza çıkmaya, millete sormaya, milletin sesini duymaya davet ediyoruz. Bunun için emekliye, asgari ücretliye ara zam; demokrasiye ara seçim istiyoruz.”